2000’li yılların başında, Ford Otosan Gölcük tesislerinde ülkenin ilk milk run uygulamalarından birini başlatan, ülkenin ilk modern lojistikçileri olarak hayatımıza yepyeni ve havalı terimler girmişti: Pull Sistemi, JIT, Cross-Dock, Kanban, Inbound, Outbound, Milk Run vb.
Bu terimler içinde kuşkusuz en çok dikkat çekeni “Milk Run”dı.
“Süt taşıma” yahut “süt koşusu” olarak çevrilebilecek bir terim ile bizim yaptığımız iş arasında ne bağ vardı?
Bilgiye ulaşmanın görece zor olduğu o zamanlarda bu soru bizim için cevapsız kaldı. Biz de çok sorgulamadık galiba. Sanırım ülkenin ilk milk run sistemlerinden birini kuran kadroda yer almanın şerefi yetti.
200 yıllık endüstri tarihine katılmayı bırakın, merak bile etmemiş bir toplumun bireyleri olarak tüm bu modern lojistik uygulamalarını Toyota’nın dâhi mühendislerinin icat ettiğine iman ederek yolumuza devam ettik...
En temel anlamda tedarikçilerden ürünleri belli bir miktarda ve belli bir rotada toplayarak belirli bir zamanda üretim tesislerine getirmek anlamına gelen “Milk Run”ın başlangıcı Toyota’dan çok daha önceydi oysa...
Ve kesinlikle süt taşımakla birebir alakalıydı.
Bunu, Ford Otosan’da milk run yapmaya başladığımız günlerden tam 10 yıl sonra, büyük bir süt fabrikasında gerçek anlamda “milk run” yapmak üzere işe başladığımda anladım.
Çok büyük bir süt ürünleri fabrikasında lojistik müdürü olmuştum. O zamanlar için dev bir rakam olan günlük 800 ton sütü, geniş bir coğrafyadan ve yüzlerce farklı noktadan 60’tan fazla araçla her gün toplayıp en geç 8 saat içinde fabrikaya getirmekten sorumluydum.
Süt lojistiği her açıdan olağanüstü zor bir iş:
- İnekler, her şeyden önce kendi sağlıkları açısından, her gün düzenli olarak sağılmak zorundadır. Sağılan sütler ise içlerinde milyarlarca canlı organizma taşıdıkları için acilen işlem görmelidir (pastörizasyon vb.).
- Bu zorunluluklar; yılbaşı, resmî tatil, bayram seyran demeden, 7 gün 24 saat kesintisiz bir lojistik faaliyeti zorunlu kılar.
- Süt toplanan yerler kırsal bölgeler olduğu için mevcut ulaştırma teknolojisini zorlayan bölgelerden bile (dağ köyleri vb.) düzenli süt toplamanız gerekir.
- Süt toplama lojistiği sadece ulaştırmayı değil, kalite kontrolünü de içerir. Süt aldığınız noktada sütün su ve yağ oranını da kontrol etmeniz gerekir.
- Çiğ süt fiyatı belirlenirken sütteki yağ oranı önemli bir parametre olduğundan, aynı yağ oranına sahip sütleri araçlarda aynı süt tanklarına koymanız çok mühimdir. Farklı yağ oranına sahip sütleri araçlarda aynı tanklara koyup karıştırırsanız hem ticari olarak zarar eder hem de üretilen nihai ürünlerin kalitesini bozarsınız.
- Çiftlikteki ilk kontrolde su ve yağ oranlarının kabul edilebilir seviyelerin altında yahut üstünde çıkması durumunda, hızlı bir telekomünikasyon ile ürün kabulü yapılıp yapılmayacağına karar vermek gerekir.
Bütün bu gereklilik ve zorunluluklar, süt taşıma işini sıradan bir taşıma işi olmaktan çıkarır; üst düzey bir planlama ve mühendislik gerektiren karmaşık bir eylemler topluluğuna dönüştürür.
İşte bütün bu çiğ süt tedarik ve dağıtım sürecine ecnebiler “milk run” demişler.
Hem de Toyota’dan çok zaman önce...
“Milk run” ifadesinin süt taşımacılığıyla ilişkisi 19. yüzyıla kadar uzanıyor. Yeni Zelanda’nın tarihî gazete arşivlerinde, 1897 yılında yayımlanan iş ilanlarında dahi “milk run” ifadesinin gerçek anlamıyla bir süt toplama/dağıtım hattını tanımlamak için kullanıldığını görüyoruz.
20. yüzyılın başlarında ABD’de ise demiryollarının çiftliklerden çiğ süt topladığı çok duraklı “milk run” seferleri belgelenmiş durumda. 1917 tarihli kaynaklarda bu uygulamaların açık örneklerine rastlıyoruz.
Yani bugün otomotiv lojistiğinin en bilinen kavramlarından biri olan “milk run”, Toyota’dan çok daha önce gerçekten süt taşıyan insanların günlük işinin adıydı.
Bilhassa demiryoluyla yapılan o eski milk run organizasyonları çok enteresan olmalı.
Görmek isterdim.
Arzulu lojistikçiler için neredeyse sınırsız bir iş geliştirme imkânı veren milk run; hem terimin ortaya çıktığı süt ürünleri sektöründe, hem terimin globalleştiği otomotiv sektöründe, hem de bugünün ve geleceğin popüler sektörlerinde (İHA, SİHA, robotik vb.) lojistiğin en kritik alanlarından biri olmaya devam edecektir.
Musa Yeşiltaş